KALBİNİ AĞZINA KOY

Marka : GAPS
Fiyat : ₺40,00
KDV Dahil : ₺40,00
₺6,23 'den başlayan taksitlerle

Yazan:Dr.Natasha Campbell-McBride, MD

Kitabın Konusu; kalp ve damar hastalıklarının gerçek sebebi, bu hastalıkların nasıl önlenebileceği ve hatta nasıl geri döndürebileceğidir. Kısaca; damar tıkanıklığı, göğüs ağrısı, kalp krizi, yüksek tansiyon, felç, kalp ritim bozukluğu, periferik damar hastaliklarının doğal tedavisidir.

          Sokaktaki herhangi bir kişiyi durdurup onlara kalp hastalığına neyin neden olduğunu sorarsanız, cevabın ne olacağını biliyorsunuz: tereyağı ve yumurta, et ve hayvansal yağ. Bu fikrin tamamen yanlış olduğu kanıtlanmış bir hipotezden geldiğini biliyor muydunuz? Diyet-Kalp Hipotezi olarak adlandırılan bu yalan hipotez 1953'te önerildi. Bugün ise; gerçekler ve doğrular su yüzüne çıkmıştır: Hayvansal yağlar ve kolesterolden zengin yiyecekler,  kalp hastalığına sebep değildir, gerçekte kalp damar hastalıklarını önlemektedir! 

            Kitap, son derece akıcı bir üslupla; samimi, motive edici ve mantıklı bilimsel bir şekilde yazılmış olup, hayat tarzımızda ve beslenmemizde yapmamız gereken değişikliklerle ilgili, ihtiyaç duyulan bilgileri didaktik olmayan bir tarzda sunuyor.

 

:

GİRİŞ

Her birimiz, kendi aile üyelerimiz de dahil olmak üzere, kalp hastalığı olan veya kalp hastalığından ölmüş bir kişiyi mutlaka tanımışızdır. Çağımızın bir salgınıdır kalp hastalıkları... Popüler medyada, her doktora gidişimizde, arkadaşlarımızla komşularımızla sohbetlerimizde, gıda alışverişlerimizde, mutlaka bu konuda bir şeyler duyarız. Hatta çoğumuz için bu konu adeta bir arka plan gürültüsüne dönüşmüş durumdadır ve o yüzden durup bir an bile “nedir bu kalp hastalığı, acaba bu konuda endişelenmeli miyim” diye düşünme ihtiyacı da hissetmeyiz.

İnsanların farklı kalp rahatsızlıkları olabilir; romatizmal ateş, konjenital kalp hastalıkları, enfeksiyonlar, tümörler, kalp kası problemleri, yaralanmalar, ilaçlardan ve toksinlerden zarar görmeler, genetik problemler ve kalp yetmezliği gibi sorunlar. Ancak konu ‘kalp hastalığı’ olduğunda, kastedilen aslında Koroner Kalp Hastalığıdır (KKH). Neden böyle? Çünkü bu Batı dünyasındaki bir numaralı ölüm sebebidir; gelişmiş ülkelerde her üç kişiden birinde Koroner Kalp Hastalığı görülmektedir .  KKH’den ölen kişi sayısı oranları son 15 yılda biraz düşmüş olsa da, bu hastalığa yakalanan kişi sayısı hala artmaktadır. Oysa, 20.yy’ın başında KKH o kadar nadir rastlanılan bir hastalıktı ki, doktorlar pek aşina olmadıkları için, bu konunun tıp ders kitaplarına dahil edilmesine bile gerek duyulmazdı. Günümüzdeyse dünya üzerinde yaklaşık 17 milyon kişinin her yıl kardiyovasküler hastalıklardan öldüğü tahmin ediliyor ve en hızlı ölüm oranlarının, bu hastalığın salgın boyutuna ulaştığı gelişmekte olan ülkelerde yaşandığını görüyoruz. KKH’ye neden olan damar tıkanıklığı diye düşünülür.

Damar tıkanıklığı nedir? Atardamarın daralıp bozulmasına yol açan bir atardamar duvarı hastalığıdır. Daralma, atardamarın skletorik deformasyonundan kaynaklanır ve bu; atardamar duvarının iç astarındaki aterosklerotik plak adı verilen artan beneklere neden olur.  Atardamarın bedende hangi organı beslediğine bağlı olarak, duvarlarındaki damar tıkanıklığı da, o organa giden kan akışını bozar. Hangi organların en çok etkilendiğine bir göz atalım:

1.Kalbi besleyen atardamarların (koroner atardamarların) tıkanması, en yaygın ölüm nedenlerimizi oluşturur. Buna Koroner Kalp Hastalığı (KKH) denir. Bu kitabın konusu da işte bu hastalıktır.

         2. Beyni besleyen atardamarların tıkanarak zarar görmesi, felçlere neden olur ki kanserden sonraki üçüncü en yaygın ölüm nedenimizdir.

         3. Periferik vasküler hastalığa neden olan durum; periferik atardamarların tıkanmasıdır. Semptomlar; kas ağrıları, aşırı üşümeler, ülser ve kangrendir.

         4. Böbrek atardamarlarının tıkanarak zarar görmesi, yüksek kan basıncına yani yüksek tansiyona ve ayrıca böbrek yetmezliğine neden olabilir.

         5. Bağırsak atardamarlarının tıkanmasıysa, ciddi karın ağrılarına ve sindirim anormalliklerine neden olmakla birlikte bağırsakların kangren olmasına da yol açabilir.

Damar tıkanıklığı nerede gelişirse, oradaki kan akışına zarar verir ve bu nedenle o damarın beslediği organların ve dokuların çalışmasına zarar vermiş olur. Koroner Kalp Hastalığının (KKH) iki temel şekli; göğüs anjini ve miyokard enfarktüsüdür (kalp krizi). Göğüs anjini, koroner damarın lümeni yani içindeki boşluk daraldığında oluşur, ancak boşluk kapanmaz ve o yüzden kişi dinlenirken kalp, bu azalmış kan teminiyle başa çıkabilir. Ancak kişi biraz fiziksel aktivite yaptığında, yani kalp biraz daha fazla çalışmak durumunda kaldığı vakit, aterosklerotik atardamar, kalp kasını beslemeye yetecek kadar kan sağlayamaz. Sonuçsa, göğüs kafesinin arkasında tipik sıkıntı verici bir göğüs ağrısı olur ve genellikle boyna ve sol kola yayılır, sağ kola pek etkisi olmaz.

Dinlenme, ilk aşamalarda ağrıyı yok eder. Ancak hastalık ilerledikçe kişinin ilaç alması gerekir (nitrogliserin veya diğer nitrat hapları), böylece atardamar biraz genişler ve kan akışı düzelir; ağrı da böylece sona erer. Kalp krizi veya miyokard enfarktüsü, kalp atardamarı tamamen kapandığında gerçekleşir çünkü bu yüzden kalp kasına kan akışı sağlanamaz. Sonuçsa, kalbin o atardamar tarafından beslenen bölümünün ölmesidir. Daha önce hiç kalp rahatsızlığı yaşamamış bir kişinin de başına gelebilir bu, yıllardır göğüs ağrısı olan bir kişinin de... Tipik olarak, kalphastalığı kendini ciddi bir göğüs ağrısı şeklinde gösterdiğinde, bunun çok fazla egzersiz yapmakla bir ilgisi yoktur ve nitrat almak da çözüm olmaz. Ağrı genellikle aşırı korku, soğuk terleme, mide bulantısı ve şok ile birlikte tezahür eder. Çok nadiren kalp krizi ağrısız ve sessizdir. Kalp krizi geçiren insanların yarısı ilk 2-3 saat içinde ölmektedir. İlk birkaç saatte toparlanabilenler, birkaç hafta sonra iyileşebilirler. Ancak kalp kaslarında yara oluşmuştur ve bu; kalp ritim bozukluğuna, kalp yetmezliğine veya diğer komplikasyonlara neden olabilir. Kalp ritim bozukluğu; kalbin elektrik yönetim sistemindeki bozulma sonucu oluşan kalp atışı anormalliğidir. Göğüs anjini de miyokard enfarktüsü de kalp ritim bozukluğuna neden olabilir..

Modern tıp, KKH ile başa çıkmamıza yardım edebilecek bazı mücadele yolları geliştirdi; çeşitli ilaçlar, atardamar ‘bypass’ ameliyatları, balon anjiyoplasti ameliyatları, hatta bir de kalp nakli. Bunun sonucu olarak, son 15 yılda kalp hastalıklarından ölüm oranlarında bir anlamda düşüş de görüldü. Ancak modern tıbbın size sunduğu bir çare, çözüm yok; bir kere KKH olduysanız, hayatınızın geri kalanında tıbbi yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz. O yüzden gerçek soru şu: kalp krizini, kalp hastalıklarını nasıl önleriz? Bunu anlamak için, günümüzün gerçek modern salgını olan damar tıkanıklığına nasıl kurban gitmeyiz, bunu bilmeliyiz.

Otopsi çalışmaları bulgularına göre, 60 yaşında gelen neredeyse herkeste damar tıkanıklığı belirtilerine rastlanmaya başlanır. Yaşlandıkça, daha fazla damar tıkanıklığı özellikleri geliştiririz. O zaman soru şudur; damar tıkanıklığı bir hastalık mıdır, yoksa o sadece yaşlanma sürecinin doğal bir parçası mıdır? Muhtemelen bu, yaşlanmanın doğal bir parçası, ancak problem, bu hastalığıa her geçen gün daha fazla gencimizi kurban vermemiz ki bu da birşeylerin yanlış gittiğini bize işaret ediyor, doğanın işin içinde olmadığı bir şeyi.   

Konvensiyonel tıp, yani günümüz tıbbı; damar tıkanıklığına neyin neden olduğunu ve dolayısıyla da bunu nasıl tedavi edeceğini bilmiyor. Sadece, damar tıkanıklığına neden olduğu düşünülen risk faktörleri belirlenmiş durumda. Ancak onlar da sadece risk faktörleri; hastalığın nedenleri değil ki. Bu risk faktörlerinin arasında; sigara içmek, obezite, diyabet, yüksek tansiyon, fiziksel aktivite yetersizliği, erkek cinsiyetinde olmak, ailedeki damar tıkanıklığı hastalığı geçmişi, stres ve sinirli agresif kişilik bulunuyor. Yaklaşık 200 risk faktörü var ve bu liste de giderek uzuyor. Ancak insanların en çok duyduğu risk faktörleri, kolesterol ve yağlar. Popüler medya, doktorlar, eczacılar, devlet birimleri ve gıda endüstrisi hiç durmadan bize kolesterolün ve yağların kalp hastalığına ve diğer damar tıkanıklığı semptomlarına “neden olduğunu” sürekli anlatmakla meşgul. Kolesterol içeren doğal yağları ve gıdaları yemememizi, onların yerine bitkisel yağ ve margarinleri yememizi söylüyorlar. Et ve yumurtayı beslenmemizden çıkarmalıymışız ve onların yerine karbonhidrat yemeliymişiz. Ve toplumda adeta bir yağ paranoyası oluşturdular. Kanımızdaki kolesterolü düşürmek içinse güçlü ilaçlara ve diğer yöntemlere başvurdular. Son 40-50 yıldır kolesterole ve yağa karşı bu savaşları sürmekte. Ancak nedense hala damar tıkanıklığı ve kalp hastalıklarının yaşanma oranları düzenli bir şekilde artmaya devam ediyor.  Ve nedense, bu kadar “kalple dost diyete”, egzersize ve “kolesterol ilacı” almaya rağmen, dünyanın her yerindeki insanlar hala eskisi kadar kalp krizi ve felç yaşıyorlar. İlaçların hayatımızı kurtarmak konusunda çok daha iyi yolları olduğu için kalp krizinden ve felçten ölen kişi sayısı gerçekten artık çok daha az. Ancak konu kalp hastalıkları ve damar tıkanıklığının diğer tezahürleri söz konusu olduğunda, bunlarda düşen bir oran söz konusu değil. Yani tıp dünyasının, devletlerimizin, ilaç endüstrisinin ve gıda endüstrisinin o kadar çabasına rağmen, bu konuda hiçbir değişiklik olmamış. Hani o yıllarca önce başlattıkları “kalp hastalıklarıyla savaş” nerede, kayıp mı oldu? Peki nerede yanlış yapıyoruz o zaman?

Bu kitapta, damar tıkanıklığı tam olarak nedir ve ona gerçekten neler neden olur, bunu anlamaya çalışacağız. Sonra da her birimizin damar tıkanıklığı hastalığını önlemek hatta ters çevirmek için neler yapabileceğimize bir bakacağız. Ancak bu noktaya gelmeden önce bazı yalan efsanelere bir göz atalım; hani toplumumuzda o kadar kemikleşmiş olan ve o yüzden hiç sorgulamadığımız o yalan efsanelere... “Kalbini ağzına koy” çok eski bir deyimdir; bir şey hakkında o kadar endişeli ve tedirgin olursunuz ki neredeyse kalbiniz boğazınıza ve ağzınıza gelmiştir gibi hissedersiniz... Bu, modern dünyamızdaki kalp hastalıkları konusu için çok uygun bir ifade. 1700 yılında, Sir Robert Walpole, “Kendi zihinlerindeki yabani otları temizlemeyen insanlar, çok fazla ısırgan otu ile baş etmek zorunda kalırlar” demişti. Hadi o zaman yolumuzdaki yabani otları temizleyip kaldıralım ve böylece kalp hastalığı salgınımızın arkasında hangi gerçek varmış, yanıltmalar olmadan bir görebilelim.  Dr.Natasha Campbell-McBride, MD

YORUMLAR

Başka bir Dr. Campbell-McBride klasiği kitap daha; doğal yağlar konusunda hayli iddialı, içtenliğinde canlandırıcı ve mantıklı bir stille, hayat tarzımızda ve beslenmemizde yapmamız gereken değişikliklere çok ihtiyaç duyulan bir yaklaşım sunuyor.

Kenneth Bock , FAAFP , FACN , CNS

“Yeni Çocukluk Salgınları:‘Otizm, DEHB, Astım ve Alerjileri İyileştirmek”

kitabının yazarı.

Tıp tarihi gerçekte, hayatı kısaltan ve acıyı arttıran uygulamalarla dolu; civa bileşenleriyle ve kan almayla tedaviler gibi. Ancak yine de bunların hiçbiri, kalp hastalıkları hakkındaki bilimsel dayanağı olmayan kolesterol teorisi kadar zarar verici olmadı; bu teori günümüzde az yağlı, düşük kolesterollü beslenmeleri tüm topluma aktarmada haklı çıkartmak için kullanılıyor. Teori küstahça yanlışlık yapıyor ve bir dünya akademik literatürü de buna alet ediyor. Ancak kalp hastalıkları konusunda bu foyayı ortaya çıkarıp alternatif tedavi sunanların çoğunun aksine, sadece Dr. NatashaCampbell-McBride, gerçek sebep hakkında durup bu konuya ışık tutuyor; katkı maddesi dolu doğal olmayan modern beslenme ve özellikle de toksik işlenmiş sebze yağlarının, doğal hayvani yağların yerine geçmesi konusunda! Kalbini Ağzına Koy, sadece iyi ve anlaşılır yazılmış bir kitap değil, aynı zamanda kalp hastalıklarını önleyip sağlığı geri kazanmak için de pratik bir plan sunuyor; bu da kişinin geleneksel beslenmeye geçip çevresel kirleticilerden, özellikle de yaygın kullanılan ev temizlik kimyasallarından kaçınmasıyla gerçekleşiyor. Ve tarifler bölümü de tam anlamıyla mükemmel! Kalbini Ağzına Koy kitabı, sağlık ve beslenme konusuna ilgi duyan herkes için okunması gereken bir yapıt!

Sally Fallon

Weston A. Price Vakfı Başkanı,

“Besleyici Gelenekler” kitabının yazarı

Bu kitabı okumak benim için son derece büyük bir zevkti! Yazma stili hem memnun edici, Hem de oldukça anlaması kolay. Kitabın düzenlemesi de tamamen bedeni sağlıklı tutma konusunda organize olmuş. Özellikle de şu ifadeyi çok sevdim: “Bedenine zarar verirsen, nerede yaşayacaksın?” Dr. Campbell-McBride, damar tıkanmasının nedenlerinden muhteşem geleneksel tariflere yer vermesine kadar, o kadar fazla bilgiyi özenle harmanlamış ki, her kelime yerli yerinde ve kitap bu şekilde oldukça akıcı oluyor. Ayrıca bizim şu anki modern beslenmeye geçmemize neden olan güçleri de korkusuzca topa tutuyor! Açıkça görülüyor ki, liderlerimize güvenemeyiz; 40 yıllık kolesterol karşıtı beyin yıkamaya maruz bırakılınca, artık liderlerimize olan inancımı da yitirmiş durumdayım. Ailemi düşük kolesterollü ve az yağlı beslenmeyle büyütüp tüm hastalarıma da bu şekilde beslenmelerini tavsiye ettim. Profesyonel organizasyonlarda, akademide sınıflarda, sürekli yumurtanın, yağlı sütün, tereyağının zararlarından bahsedip o zamanki moda olan kolesterol düşürücü ilaçlardan binlercesini de reçete ettim. Ulusal tavsiyeleri izleyerek tüm zamanlarda ne kadar yanıldığımı anlamak gerçekten oldukça kabul etmesi zor bir durum. Artık, bu konuda beni yönlendirenlere son derece kızgınım ve bu asla bir daha olmayacak! En yeni ve doğru bilgileri sunan bu kitap için size teşekkür ediyorum.

Duane Graveline , MD. MPH,

Emekli NASA astronotu,

Askeri havacılık tıp araştırmaları bilim insanı,

Askeri havacılık doktoru, Aile doktoru.

“Statin İlaçlarının Yan Etkileri” ve

“Lipitor, Hafıza Hırsızı” kitaplarının yazarı.

Hayat sürprizlerle dolu ve bunlar iyi de kötü de olabiliyor. Sağlık konusunda aniden kötü bir sürprizle karşılaştığınızda, siz bunun tam olarak ne olduğunu anlayıncaya kadar bile zaten hayatınız büyük oranda felce uğramış olabiliyor. Günümüzde, eskisindeki kadar veba salgınları yok gibi görünse de durum aslında böyle değil; modern yaşam neredeyse modern dünyanın parçası olan her insanı bir şekilde kurban eder hale gelmiş durumda. Ancak, durumu fark ettiğiniz anda, her şeyi adeta bir ‘mucizeyle’ tersine çevirmek de mümkün! Ben, gururla ifade edebilirim ki, bunu başaran kişilerden biriyim ve buna yardım eden, Dr. Natasha Campbell-McBride’ın geliştirip kitabında aktardığı GAPS Doğal Tedavisi oldu! Oysa hayatım neredeyse sona erme noktasına gelmişti... Kurbanı olmanızı bekleyen hastalık kalp hastalığı da olabilir, ağır psikolojik bir rahatsızlık da, ‘iyileşemez’ veya ‘iyileşmesi mucize’ denilen veya sanılan başka bir hastalık da olabilir. O zaman ümitsizliğe kapılmadan önce, Dr. Natasha Campbell-McBride’ın ‘GAPS’ kitabını ve ‘Kalbini Ağzına Koy’ kitabını ciddiyetle okumanızı, hatta GAPS Tedavisini bir an önce uygulamanızı tavsiye ederim. Modern yaşam tarzlarımız artık bize mesajını veriyor; bedenlerimiz adeta çürümüş meyvelerle dolu kurumuş ağaçlara benzemeye başladı; toksik ve hazır yapay “beslenmeli” modern yaşam dayatmasıyla... Hastalıklarsa bunun sadece alarm sesleri; ancak alarmlar sürekli çalmasına rağmen adeta sağır olmuşuz çoğumuz... Yeniden bedeninizin sinyallerini duyabilmek için, yani adeta kuruyan ağaçlarınızı yeşertip meyvelerinize kavuşabilmek için, Dr. Campbell-McBride’ın size kurtuluş formüllerini iletmesine izin verin; ancak asıl kurtarıcınız iradeniz, azminiz ve kararlılığınız olacak! Sevgilerimle...

Feride Pınar Bekolo

Yaklaşık 20 sene süren ağır psikiyatrik hastalık mücadelesini,

GAPS Doğal Tedavisi ile zafer kazanarak tamamlayan bir savaşçı

(iletişim bilgisi: fpinarz@gmail.com